Herkesin yarası kendine..
Ben öylece başlamalıyım yazı yazmaya..
Yoksa bi’ türlü girişi yapmakta güçlük çeker oldum git gide..
Konunun tam ortasına balıklama atlamalıyım..
Ama öncesinde bu durumdan bi’ bahsetmeliyim millete..
Hep kendimi anlatmakla geçti ömrüm..
Yaşamadan yaşamış gibi yaşayarak..
Devamlı düşünerek..
Hafif deliliğe yakarak belkide..
Bi’ çok insandan daha tecrübeli olduğum konular vardır elbet..
Hele bazı konular var ki, bi’ haber yaşar giderim işte..
Onların benden haberi olmaz, benimde onlar hakkında bi’ sözüm..
Bin kez anlatılsa yine anlamam..
Gerçi kimseninde anladığını zannetmiyorum ya, neyse..
Konu ne ki? diye soracak olursanız..
Yüz yıllardır olmazsa olmazımız “Aşk” veya türevleri (Örneğin; “Sevda”)..
Milyonlarca kelime türetilse de, her seferinde daha fazlasını harcamayı başarabiliyoruz..
En aklınızın almadığı kişilerden bile bi’ kaç cümle duyabilirsiniz..
Çeşitli bağımsız değişkenlere göre değişir tarifi (izahatı)..
Kiminin dilinde bi’ türkü oluverir, kiminin kaleminde karalar bağlayıverir..
Kimisine dağları deldirir, kimisini mecnun ediverir..
Ve dahasını kim bilir..
Bu kelimenin yanında diğer kelimeler her zaman büyük bi’ değer bulmuştur..
Hüzünlenmesi en kolay yazılar bunun hakkında yazılır..
Kim olursa olsun, bu kelimeden bi’ yara taşır insanoğluda o yüzden..
Herkesin yarası kendine..
Şimdilik bu kadar benden..
Belki bi’ gün devamı gelir..
Bunu ben bile bilemem..
Benzer Konular:
Henüz yorum yapılmamış.













