Ey Yâr..
Hey gidi günlerim..
Yokluğunda can çekişlerim..
Ansızın göçüp gidişinin şimdi tam yedinci yılı..
Ne yaparsın oralarda..
Huzurlu musun, mutlu mu..
Yoksa halen daha bilinmedik acılar mı çekmektesin..
Tam yedi yıl dile kolay, gön(e)le zor..
Zaman su gibi akıp geçse bile, sen gel bunu gön(ü)le sor..
Hızla sana doğru koşar gibiyim bu dünya’da..
İnsana hissettirmeyen o dönüşü yok mu..
Hani insanın gizliden gizliye başını döndüren..
Ey gönül, aşk ile doğduğumuz bu hayat’ta..
Aşk ile ölmek bize farz kılındı..
Bilmez misin, senin uğruna aklımızı kaybetmek isteyişimiz bundan ötürü..
Bundan ötürü kalbimizin söz dinlemeyişi..
“Kaç leylim bahar, hasretinden prangalar eskittim..”
Diye türküler tüttürüşümüzde bundan..
Dilimizde an’amasakta, kalbimizde hep tekrar ettik adını..
Yüremiğimiz parçalansa da yollarını gözlemekten vazgeçmedik..
Vuslat bizim muradımız oldu..
Yine de uzun ve en çetrefilli yol’u seçtik..
Uçurumun kenarında dursak bile..
Tam yedi yıl oldu ey yâr..
Seni kaybettiğim dediğim anda gönlümde yeşeren aşk ile..
Sanadır bunca ulaşma çabamız..
Sanadır bunca özlemimiz..
Bunca, gözlerimizin pınarları kıskandırması..












