Pazar gününün kasveti,,
Takvimlerden haberin yok mu? ile başlangıç yapalım dedim bugün,
Tek başıma kalmayalı çok uzun süre olmuş,
Gecelerimde bile ben benimle konuşmadan uykuya dalıveriyorum,
Bugün ise kendime ayırmak istedim bi’ kaç saat,
Dönülmez yollarla işim yok,
Kaçıp kaçıp geri kendime gelmeyi seviyorum,
Bırakıyorum gidenleri,
Özgür kalıveriyor sahipsiz kuşlar,
Sahibi yok mu, yoksa herşeyin sahibi olan mı sahiplenen,
Uzun süredir yazmayınca parmaklar,
Düşüncelerin hep başlangıcı bi’şeyleri açıklamak ile başlıyor,
Yok o öyle değildi, böyle idi deyi veresi geliyor,
Bak uzun zamandır suskuluğum gibi oluverdi herşey,
Elbet batlayanlar da oldu,
Herkes herşeyden nasibini almak ister oldu,
Verile bildiği kadarını,
Hatta daha fazlasını alıverenler,
Hak isteyip, haksız yere düşenler,
Bırakın gitmek isteyenler gitsin,
Kimseye harcayacak tahammülüm kalmadı,
Gibi gelse de, aslında öyle olmadığını bilir gibiyim,
Bana hayır yok diyor Gülay şarkısında,
Sanki bana çok var da,
Cevaplarım hep soyutlandı, soyutlara cevap verirken,
Elle tutmak isteyişim kalmadı,
Ben beni kendi ellerimde tutamadım ki,
Kimler kalsaydı bende,
Hep olmak istediğimle, oldurulmak istenilen yer arasında kaldım,
Bi’ yandan yazmak, bi’ yandan da okumak güzel şey,
Her ikisini hatta üçünü bi’ arada yapabilmek de güzel,
Aslında güzel olan herşeyi ben kendim harici herkes için dileyesim gelir,
Diledim de ne oldu da derim arasıra,
“Keşke” herşey geri alınıp silinebilir olsa,
Bak bu keşke kelimesini uzun zamandır görmüyordum hayatımda,
Bu sanırsam özlenmişlikten kaynaklanıyor,
Bilemiyorum,
Aslında bilmek dahi istemiyorum,
Bak gözlerim birden bire sular biriktirdi,
Hayat işte bu diyorum,
Her kim olursa olsun yanında göz yaşlarını göstermek istemezsin,
Ama kendinle başbaşa kaldığın an da,
Bi’ an gelir döküverirsin tüm birikmişlerini,
Aslında ağlamak kadar doğal bi’şey yoktur,
Ama anlatamazsın, bi’ çok şeyi anlatamadığın gibi,
Hep somut şeylerden bahsedersin, dünya hali bu,
Soyutlar ise yüreğinin bi’ kenarına kıvrılmış duruyordur,
Her kıpırdattığın da,
Acıtır,
Acıtır da,
Bi’ kelam edemezsin, dışa karşı,
Hep anlatmak istersin,
Bundan dolayı demek istersin halim,
Ama izin vermez içinde kendi kendini yiyen sıkıntı,
Seni doğuran ana’ya karşı bile kalbini katılaştırırsın,
O’nun incecik bi’ sitemi acıtır yüreğini de,
Yine de katılaşmış kısım, bana mısın demez,
Hep iyi şeylerden bahsedecek değil ya insan,
Dönüp dönüp arkasına bakar,
Buraya nereden, nasıl geldiğini çözümlemeye çalışır,
Ama bi’ türlü başaramaz ya, işte öyle,
Aslında herşey olabildiğince basittirdir de,
Biz o basitliğin içinde parça pinçik ettiğimiz,
Yüreklerimizi toparlayıp bi’ araya getiremeyiz,
Yıllar değil, yüzyıllar dahi akıp geçer,
Kim düşünür ki,
Hayatın bi’ yerinde bi’ çocuk ağlıyor diye,
Bazen aklıma düşer,
Hani hep bekleyip de, hiç ummadığın an’ da geleninden,
Hep en yorgun anındadır belki,
Yüreğin bedeninin içinde parçalanmasın diye,
Dua edersin,
Ama hep bi’ hüsrandır sonuç,
Biz hüsranlarımızı, özlemlerimizle çevreledik,
Bi’ şey olduğunda hep bunlara siber aldık,
Ve yine klasiklerden alıntıyla,
Görüşürüz, pai,,












